Sosyalist Zemin -Marksizm Zafere, Troçkizm İhanete Götürür!  

Geri git   Sosyalist Zemin -Marksizm Zafere, Troçkizm İhanete Götürür! >
SINIF MÜCADELESİ VE DEVRİM
> Devrim Şehitleri

Tags: , , ,


Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Mercan Şehitleri 17'ler ölümsüzdür!
Konudaki Cevap Sayısı
3
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
3134

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Bookmark and Share Seçenekler Stil
Alt 25-12-2010, 22:22 PM   #1
Kullanıcı Profili
Partizan.
Emekçi Üye
 
Partizan. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Sosyalist ZeminPartizan.
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Oct 2010
Üye No: 43
Mesajlar: 820
Konular: 547
Teşekkür Grafikleri
Teşekkür: 699
424 Mesajına 830 Teşekkür Aldı
IM
Standart Mercan Şehitleri 17'ler ölümsüzdür!

zeynel Durmaz (MKP Genel Sekreteri)
Aydin Hanbayat (MKP MK Üyesi)
Cafer Cangöz (MKP MK Üyesi)
Ali Riza Sabur (MKP MK Üyesi)
Alaaddin Atas (MKP MK Üyesi)
Gülnaz Yildiz (MKP MK Üyesi)
Ökkes Karaoglu (MKP MK Üyesi)
Cemal Çakmak (MKP MK Üyesi)
Imam Aktunç (MKP HKO Merkez Komutani)
Çagdas Can (MKP HKO Bölge Komutani)
Cengiz Korkmaz (MKP HKO Bölge Komutani)
Mustafa Erkan (MKP HKO Bölge Komutani)
Handan Yesil (MKP MGB Genel Sorumlusu)
Ahmet Bektas (MKP x Bölge Sorumlusu)
Ibrahim Akdeniz (MKP y Bölge Sorumlusu)
Dilaver Benlitas (MKP z Bölge Sorumlusu)
Okan Ünsal (Konferans Güvenlik Birligi Komutani)



17'ler ölümsüzdür!

Türkiye-Kuzey Kürdistan'dan Her Milliyetten Emekçilere; Yoldaş ve Siper Yoldaşlarımıza;
Türk egemen sınıflarının her milliyetten proletarya ve emekçi halklarımıza, ezilen Kürt ulusu ve azınlıklara yönelik topyekün Haksız Savaş Seferberliği Konsepti çerçevesinde, Komünist-devrimci örgütlere saldırı operasyonuna Partimiz ve önderliğindeki Halk Kurtuluş Ordusu savaşçılarımız siyasal iktidarın zaptı perspektifiyle meydan okumaya devam ettiler. Canımız Halk Savaşına Feda Olsun diyenlerin sesiydi bu. Bu ses; Maoizm'in rehberliğinde ve parti önderliğinde Halk Savaşı'nı yeni seviyelere ulaştırma kararlılığındaki 2.Kongre çalışmalarımızda düşmanın kuşatma ve imha operasyonuna karşı yeni bir Kızıl Muharebeye sahne oldu.
16-17 Haziran 2005 tarihindeki bu muharebede partimiz önderlerininde içinde bulunduğu 17 (onyedi) yoldaşımız devrim ve komünizm davamızda ölümsüzleştiler... (...)
Mercan şehitlerimiz arasında parti, 5. Genel Sekreterimiz; Cafer CANGÖZ, Genel Sekreter Yardımcısı Aydın HANBAYAT.
Merkez Komitesi Siyasi Büro üyesi; Okan Ünsal, Merkez Komitesi Üyesi; Ali Rıza Sabur'ların yanısıra; Partimiz üyesi ve kadrolarından ve Siyasi Büro Merkezi Yazı Kurulu Üyeleri; Alaattin ATEŞ, Cemal ÇAKMAK.
Parti Yurdışı Bürosu üyeleri; Berna SAYGILI Ünsal, Kenan ÇAKICI. Marmara Bölgesi Parti üyelerimizden Ökkeş KARAOĞLU, Taylan YILDIZ'ın da aralarında bulunduğu partimizin diğer üye ve Halk Kurtuluş Ordusu Savaşçıları şunlardır: İbrahim AKDENİZ, Binali GÜLER, Dursun TURGUT, Gülnaz YILDIZ, Ahmet PERKTAŞ ve Ersin KANTAR...
Partimizin kurucu önderi Kaypakkaya'nın katledilmesinden sonra devrimimizin Kaypakkaya önder çizgisi temelinde yeniden merkezileşme sürecinin Parti üyeleri içerisinde yer alan (1976-1978) yoldaş CANGÖZ'ü partimiz, dostları ve halkımız iyi bilir.
O; faşist diktatörlüğe ve emperyalizme karşı komünist meydan okuyuşun bayraklarından biri olarak, 12 Eylül faşist darbesinin Diyarbakır işkence tezgahları ve zindanlarında düşmanı stratejik olarak yenmenin adıydı...
O; İşkence tezgahlarında komünizmi kazanmak ve düşmanı yenilgiye uğratmak için Ser verip sır vermeyen Kaypakkaya neslinin şanlı örneklerinden biriydi. İşkence tezgahlarında, zindanlarda direnen devrim ve komünizm savaşçıları karşısında korku ve aczin kudurganlığıyla düşman ,�Cafer'leşmeyin� diyerek saldırıyordu. Diyarbakır zindan savaşçıları bunu bizzat yaşadılar. Şimdi her birimizin Caferleşme zamanıdır! Evet daha çok Cafer'leşeceğiz!...
Cafer CANGÖZ yoldaş; cezaevinden çıktıktan sonra partimizin DABK güçlerinin MK üyesi ve Sekreterliğini bir dönem yürüttü. 1992 parti güçlerimizin birleşmesi sürecinin GBMK, SB üyesiydi. 1992 OPK'da yine parti MK üyesi ve SB üyeliğine seçildi ve Genel Sekreter yardımcısı olarak görevlerine sarıldı. Parti 1. Kongresinde parti Genel Sekreterliğine getirildi.
Cafer CANGÖZ; 1996 ve 2000 şanlı Ölüm Orucu direnişlerinde yer alan Partimiz savaşçılarının önderlerindendir.
O; Eylül 2002 tarihindeki TKP(ML) 1. Kongresinde onun ideolojik-siyasi-örgütsel devamı olan Maoist Komünist Partisi sürecine tayin edici katkılarda bulundu. Genel Sekreterlik'le görevlendirilmesi bu tarihi rolün ve parti tarihimizde ispatlanmış komple önderlik özelliklerinin bir sonucuydu.
Aydın HANBAYAT; 12 Eylül 1980 Askeri faşist darbesi öncesinde partimizin faal bir militanıydı. 1981 parti 2. Konferans'ı sonrası örgütlenen ilk gerilla birlikleri içerisinde yer aldı. Profesyonel ajan ve yerel despot, �Bakıl Ağa�yı cezalandırma eyleminde yaralı olarak düşmana esir düştü. Zindanda boyun eğmeyen baş, durmayan yürek, susmayan sesti. Düşsüz bir sözde hayatın ölü mezarları ile arasına her zaman nitel ayrım çizgisi çekerek parıldayan devrimci savaş siperlerimizden biri ve 1980'li yıllarda zindanda parti üyesi oldu. Zindandan çıktığında aynı ısrarla mücadeleye devam etti. 1992'deki partimizin Olağanüstü Konferansı'nda MK üyeliğine seçildi. Sonra tekrar düşmana esir düşen Aydın yoldaş, Cafer yoldaşla birlikte partimizin Cezaevi Merkezi örgütlülüğünün önderlerinden biri olarak devrimin zindandaki savaşçılarının direniş siperlerinin örülmesinde büyük rol oynadı. 19 Aralık Kahramanlık Haftasının bizzat hem savaşçısı ve hem de önderlerinden biriydi. 17'lerle ölümsüzleştiğinde Partimizin Genel Sekreter Yardımcısı'ydı.
Okan Ünsal yoldaş yiğit gençliğimizin devrim, komünizm mücadelesi içerisinde çelikleşerek partimiz önderliğindeki Gençlik Örgütümüz içerisinde yer aldı. Bu faaliyetleri sürdürüken, 1994'te düşmana esir düştü. Safı tereddütsüz direnenlerin yanıydı. 1996 büyük Ölüm Orucu direnişin de yer aldı. 2000 Ölüm Orucu direnişine önderlik edenlerden biriydi. Tüm gerici zincirleri parçalamış bilimsel bir serüvenciydi.
1.Kongremiz de Merkez Komitesi üyeliğine ve Merkez komitesi içindeki görev bölümünde Siyasi Büro'ya seçildi.
Ali Rıza Sabur yoldaş, daha önce Partimizin Batı faaliyetlerinde yer alıp, 1989 sonrası kırsal alanda gerilla birliklerinde faaliyetlerini devam ettirdi. 1996 Kongre Hazırlık Konferansımızda Parti Merkez Komitesi'ne seçildi. Bir dönem Karadeniz Bölge komitesi Sekreterliğini yürüttü. 1999 Parti Merkezi Konferansı'nda MK üyeliğine yeniden seçildi. Dersim Bölgesinde gerilla faaliyetlerinin siyasi komiser ve komutanlarından biri olarak ısrarla halk savaşının bayrağını yükseltti. Parti 1. Kongresi'nde seçildiği MK görevini önce Dersim, sonra Erzincan Bölge Komitesi Sekreteri olarak icra ederken 17'lerle birlikte ölümsüzleşti.
Alaattin ATEŞ yoldaş; l970'li yılların ortalarında partimizle mücadele içerisinde tanıştı. 1984 yılında Gerilla Birlikleri içerisinde yer aldı. Partimizin 3. Konferans çalışmaları sürecinde parti üyesi oldu. 1987 3. Konferansı'nda parti MK üyeliğine seçildi. O dönemin Kürdistan Bölge Komitesi Sekreterliği görevini yürüttü. Komutan ŞERİF olarak bu dönem alandaki gerilla savaşına önderlik etti. 1993 kışında Yel dağındaki düşmanın barınağa yönelik operasyonunda gerilla komuta konseyinde bulunuyordu. Bilindiği gibi bu büyük yürüyüşte 6 şehit, 30'a yakın gazi durumuyla karşı karşıya kalındı. Şerif yoldaş bunlar arasındaydı. 1993'te Yurtdışına çıkarıldı. 1994'de tekrar güçlendirme temelinde Merkez Komitesine alındı ve Yurtdışı Bürosu Sekreterlik görevini 2002 yılına kadar sürdürdü. 2002 Eylül 1. Kongre sonrası Siyasi Büro Merkezi Yazı Kurulu üyeliğine atandı. 17'lerle birlikte Dersim'de şehit düşen Alaattin ATEŞ yoldaş, 2. Kongre delegesiydi.
Cemal Çakmak yoldaş; 1992 Geçici Birleşik Merkez komitesi döneminde, o dönemin Askeri komisyon sekreteri olan İsmail Bulut yoldaş önderliğindeki gerilla birliğinde yer aldı. Karadeniz-Artvin kırsalında düşmanla girişilen çatışmada yaralı olarak esir düştü. Bu dönemden sonra zindan direnişlerinin meşalelerinden biriydi. Onu Ulucanlar Cezaevi'ndeki direnişiyle düşman da, halkımız da çok iyi bilir. 19 Aralık şanlı direnişi onu çok iyi bilir. Bu süreçte parti üyesi olarak kahramanca bir duruş sergiledi. Bombalarla dağlanan gözü ve bedeni ideolojisinden aldığı güçle düşman mevzilerini vuran sanki bir ateş tapuydu. 1996 şanlı Ölüm Orucu direnişinin yiğit önder savaşçılarından biriydi. 17'lerle birlikte ölümsüzleştiğinde Siyasi Büro Merkezi Yazı Kurulu üyesi ve 2. Kongre delegesiydi.
Ökkeş KARAOĞLU yoldaş; Bursa Üniversitesi gençlik faaliyetinden bir grup yoldaşıyla Dersim Gerilla bölgesine katıldı. 1992 yılında Parti Üyesi oldu. Yeldağı yürüyüşündeki gaziler içerisindeydi. Parti tarafından Yurtdışına çıkarıldı. 1994'te Yurtdışı Bürosu'na atandı. 1995'te tekrar ülkeye döndü ve düşmana esir düştü. 1996 ve 2000 Şanlı Ölüm Orucu Direnişimizin militanlarından biriydi. Eylül 2002 1. Kongremiz sonrası yeniden parti üyesi olarak Marmara Bölgesinde görev aldı. Marmara Bölgesinin toparlanmasında önemli bir rol oynadı. Komünizm davasında yoldaşlarıyla aynı beden ve yürek olarak Halk Savaşını yükseltmeye çağırarak ölümsüzleştiğinde 2. Kongre delegesiydi.
Berna Saygılı ÜNSAL yoldaş; SB üyemiz Okan yoldaşla aynı mücadele siperlerinden parti ile kucaklaştı. Önceleri ünivesite gençliğimiz devrimci mücadelesinin bir militanıydı. Bu mücadeleyi partimiz önderliğindeki Geçlik örgütüyle birleştirme çabası içinde oldu. Düşmana 1994 yılında esir düştü. 2000 Ölüm Orucu Direnişi savaşçısıydı. Cezaevinden çıktıktan sonra parti tarafından Yurtdışına getirildi. Kongre sonrası parti üyesi oldu ve Yurtdışı Bürosu'nda görevlendirildi. Dünya Halkları Direniş Hareketi ve Demokratik Kadın Hareketi'nin inşaasına önemli katkılarda bulundu. Parti 2. Kongremizin Yurtdışı delegesi olarak 17'lerle birlikte ölümsüzleşti.
Kenan ÇAKICI; 12 Eylül askeri faşist darbesinin operasyonlarında esir düştü. Cezaevi sonrası yurtdışına çıktı. Parti aktivisti olarak faaliyetler içinde yer aldı. 1999 merkezi konferansı sonrası parti aday üyesi olarak Yurtdışı Bürosunda örgütlendi. 1.Kongremiz sonrası parti üyesi olarak YDB'sunda görevlendirildi. Emperyalizmin karanlık dünyasına karşı Komünist ışık ordusunun bir militanı olarak 17'lerle ölümsüzleştiğinde Parti 2. Kongremizin delegesiydi.
Taylan YILDIZ yoldaş; öğrencilik yıllarında partimiz önderliğinde yürüttüğü çalışmalar içerisinde 1995 yılında bir parti eylemi dolayısıyla düşmana esir düştü. Cezaevinde yoldaşlarıyla aynı siperlerde düşmana karşı direniş bayrağıydı. 1996 Ölüm Orucu Direnişinde yer aldı. 2000 Ölüm Orucu muharebelerinde bir gözünü kaybetti. Partimizin Marmara Bölge faaliyetlerinin toparlanmasında önemli bir rol oynadı. Partimizin bilinçli genç bir üyesiydi. Bilinçli bir gelecek çağırışıydı. 17'lerle ölümsüzleştiğinde parti 2. Kongre delegesiydi.
Partimiz 2. Kongre çalışmalarının üye-delege ve savaşçısı olan Binali GÜLER, İbrahim AKDENİZ; Dursun TURGUT, Ahmet PERKTAŞ, Çağdaş CAN, Ersin KANTAR; Gülnaz YILDIZ yoldaşlarımız düşman bombardımanıyla dağlanan halklarımızın bedeni ve susturulaınaz kızıl sesleridir. Vurulan bebelerimizin göğsüdür. Acılı, yaralı halklarımızın yaraları üzerine basa basa devrime sarılma yürüyüşüdür.
Safları devrim için yeniden ve yeniden dizme, kenetlenme, parti önderliğinde yürüme çağrısıdır. Onlar gerici dünyanın karanlığına saplanmış birer kızıl şafaktılar. Yolu aydınlattılar. Geleceğin sınırsız yürüyüşünde karanlık dünyanın karanlık mevzilerini yıkan ışıklı yol oldular.
17'ler ölmedi!. Onlar stratejik olarak yenilmez bir davanın yaşamı yeniden yaratan sökülemez kökleridir. Acımız büyük... Bedenlerimiz düşman tarafından katledilmiş olabilir. Ama davamız asla... Bu davadaki ölümsüzlükleriyle komünizme açılan şafak sökücüsü olan şehitlerimiz, komünist yeni bir dünyayı kazanmaya çağırıyor. Maoizmin rehberliğinde ve parti önderliğinde karanlıklarla vuruşa vuruşa kazanacağız geleceği! Bedeller ödeyeceğimizi biliyoruz. Ama Halk Savaşı muzaffer olacak! (...)


Maoist Komünist Partisi
23 Haziran 2005
_________________________________________________
''Zafere mahkum olanlar,bedel ödemekten çekinmezler.O bedeli niçin ödediklerinin bilincindedirler.Dolayısıyla ölümleri küçülterek yeneceklerdir.Geçmişte olduğu gibi bugün de öyle olacaktır."
Partizan. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Partizan. Adlı Kullanıcıya bu mesajı İçin Teşekkür Edenler:
Doktor (19-03-2011)
Alt 04-02-2011, 19:00 PM   #2
Kullanıcı Profili
Anadolu İsyanı
Yeni Üye
Avatar Yok
Sosyalist ZeminAnadolu İsyanı
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Jan 2011
Üye No: 163
Mesajlar: 4
Konular: 1
Teşekkür Grafikleri
Teşekkür: 16
2 Mesajına 4 Teşekkür Aldı
IM
Standart

17’ler, Kanla Yazılan Tarihimizin Mihenk Taşlarıdır!


MKP: “17’ler; ideolojik, politik, askeri, örgütsel ve kültürel olarak Türkiye-Kuzey Kürdistan halklarına, politik iktidar bilinciyle Maoist ideolojik bir duruş ve Halk Savaşında ısrar çağrısıdır.”

HABER MERKEZİ (18.06.2010)- Mercan’da 2. kongre hazırlık aşamasında faşist Türk ordusunun gerçekleştirdiği saldırı ile ölümsüzleşen MKP üye ve savaşçısı 17’lerin yıldönümünde MKP (Maoist Komünist Partisi) tarafından yazılı bir açıklama yapıldı.

Siyasi Büro tarafından yapılan açıklamada, “17’ler, kanla yazılan tarihimizin mihenk taşlarıdır. Kavga bayraklarımızda yaşıyorlar” ifadeleri kullanıldı.

Türkiye-Kuzey Kürdistan’dan çeşitli ulus ve milliyetlere mensup işçiler, köylüler, gençler, emekçiler, tüm ezilen ve sömürülenlere seslenilenen açıklamada, “İnsana, emeğe ve doğaya düşman sömürü ve zulmün baş aktörleri uluslararası emperyalist tekelci devletler ve onların işbirlikçi uşak rejimleri, varlıklarını ve sistemlerini daha uzun süre köklü ve kalıcı hale getirmek için ezilen ulus ve halklara her alanda pervasız saldırılarını geçmişte olduğu gibi günümüzde de sürdürüyorlar.” denildi.

‘17’ler, her şeyden önce bilimsel tutum ve yöntemde ısrardır.’

17’lerin, her şeyden önce bilimsel tutum ve yöntemde ısrar olduğunu vurgulayan açıklamada şunlara değinildi: “TKP(ML)’den MKP’ye Bu Tarih Bizim! şiarıyla parti tarihimizin doğru ve bilimsel temelde ideolojik, politik, örgütsel ve askeri açılardan muhasebe edilmesi, geçmiş hatalardan dersler çıkarılarak stratejik önderliğin öneminin görülmesi, Halk Savaşı’nın daha da berrak bir şekilde kavranışı ve somut örgütlenmesi ve daha bir dizi ideolojik, siyasal, örgütsel, askeri ve kültürel konularda 1. kongremiz ile özdeşleşen 17’lerin nitel katkıları, tartışma götürmez bir gerçekliktir. Faşist ist Türk devleti de bunun farkına varmış ve partimize karşı daha sistemli ve kapsamlı saldırılarında yoğunlaşmıştır.

‘Bitirdik, yok oldular, tükendiler’ naralarıyla fiziki imhasını psikolojik saldırılarla tamamlamak isteyen düşmanımızın hevesi kursağında kalmış ve Türkiye-Kuzey Kürdistan’ın birçok alanında “Vartinik’ten Mercan’a Feda Olsun Canımız Halk Savaşına’’, “İbrahim’den Cafer’e Halk Savaşı’yla Zafere’’ şiarlarıyla şehirlerde, köylerde, sokaklarda, meydanlarda ve dünyanın birçok ülkesinde direniş, komünist kararlılık ve faşizme meydan okuyuşla yükseltilmiştir.

Partimiz 38 yılı aşan tarihiyle 15 Eylül 2002’de 1. kongre ve 2007’de ise 2. kongresini daha yüksek bir bilinçle gerçekleştirip yeni bir sürece girerek halklarımızın kurtuluşunda uzun ve meşakkatli mücadelesine devam etmektedir. Manevi delegeleri olarak ölümsüz 17’lere atfedilen 2. kongremiz başarılı bir şekilde gerçekleştirilerek düşmanımızın tamamen hevesleri kursağında kalmıştır. Küllerimizden yeniden doğarak filizlenen partimiz, düşmanımızın korkulu rüyası olmaya devam etmektedir.

‘Biz Kazanacağız, Halk Kazanacak, Halk Savaşı Kazanacak’

17’ler, Halk Savaşı’nda ve onun somut olarak örgütlenmesinde ısrardır. Merkezi görev olan Kızıl Siyasi İktidarlar için Köylü Gerilla Savaşı’nı geliştirip yaygınlaştırarak faşist ist Türk devletini parça parça yıkmaktır.

Gerek dünya düzleminde gerekse de ülkemiz özgülünde ideolojik- politik olarak okun sivri ucunu, uzlaşmacı tasfiyeci reformizme yöneltmektir.

17’leri anmak; geçmişe, güne ve geleceğe ilişkin onların bilimsel ve eleştirel ruhuna ve tutumlarına sahip olarak geçmişi ve bugünü anlamak ve ona müdahale etme bilinci ve tutumunu pratikte göstererek geleceğe bilimsel ve doğru temelde ışık olmaktır.

17’leri anmak; işçi sınıfı, yoksul köylülük, yiğit gençliğin ve emekçilerin, ezilen Kürt ulusu ve azınlık milliyetlerin demokratik ve meşru haklarını savunarak mücadele araç ve yöntemlerini geliştirmektir.

17’leri anmak; halklara ve tüm ezilen emekçilere kan kusturan düşmanlarımıza karşı her alanda Halk Savaşı’nı somut olarak örgütlemektir.

17’leri anmak; şehitlerimizin mezar taşlarını devrik bırakmayarak Kulaksız yüzbaşı gibi tarihsel olarak hak ettiği cezayı vererek, her alanda radikal devrimci bir duruş sergileyerek bağımsızlık, Halk Demokrasisi, Sosyalizm ve Komünizm için silahlı mücadeleyi geliştirmektir.

Mercan’da can feda direnerek şehit düşen 17’ler; ideolojik, politik, askeri, örgütsel ve kültürel olarak Türkiye-Kuzey Kürdistan halklarına, politik iktidar bilinciyle Maoist ideolojik bir duruş ve Halk Savaşı’nda ısrar çağrısıdır.

And olsun ki yoldaşlar; Biz Kazanacağız, Halk Kazanacak, Halk Savaşı Kazanacak!”
Anadolu İsyanı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 17-03-2011, 19:45 PM   #3
Kullanıcı Profili
Partizan.
Emekçi Üye
 
Partizan. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Sosyalist ZeminPartizan.
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Oct 2010
Üye No: 43
Mesajlar: 820
Konular: 547
Teşekkür Grafikleri
Teşekkür: 699
424 Mesajına 830 Teşekkür Aldı
IM
Standart

Gençliğin Cüret ve Kazanma Bayrağı: 17’ler

16-17 Haziran 2005 tarihleri, ülkemiz devrim tarihinde kazanma çağrısı olarak, dünya devrim tarihindeki yerini aldı. İnsanın ve sınıf mücadelesinin örgütlü gücü, kişilerin öznel birikimlerinin haricinde, örgüt olmanın avantajlarıyla tarihsel bir bilgi birikimine ve muazzam bir savaş deneyimine sahiptir. Sahip olunan bilgi ve onun ışığında yürütülen mücadele, yerel özgünlükler taşımakla birlikte sınır ve milliyet tanımayan enternasyonal bir nitelik de kazanmıştır. Uluslararası nitelik taşıyarak aynı büyük düşü gerçek kılmak için yürütülen mücadelenin merkezileşmiş bilgi ve savaş tecrübesi, bizleri her yenilgimizde daha da yenilmez kılmaktadır. Çünkü yenilgiler kendi içinde kazanmanın ipuçlarını taşır ve onun etkin kılınması karşıtlar arası mücadelenin seyrine bağlıdır. Çelişkinin hangi yönünün ağır basacağı ve hangisinin rengini kabul ettireceği bu mücadelenin sonucunda yatmaktadır. İşte tam da bu nedenle bilginin gelişim seyri birçoğunun dediği gibi doğrusal bir çizgi değildir. Tarih ise "tekerrürden ibaret" hiç değildir. Ne bilginin evrimi, ne de tarihin akışı doğrusaldır. Bilgi birikimimizin esas kaynağını oluşturan pratik süreçlerimiz ve tarihimiz, doğrusal değil spiral bir gelişim seyri izlemektedir. Her yenilgimizde, her yengimizde, deneyimlerimiz artmakta ve kavrayışımız derinleşmektedir. Önemli olan geleceğe yön veren pratik hattımızı oluştururken, geçmişin ipuçlarını iyi okuyabilme becerisini gösterebilmektir.


Politikada düşmandan öğrenmek gerekliliği eski bir kuraldır. Devrim mücadelesinin seyri içerisinde düşman, devrim güçlerine kayıplar verdirirken, aynı zamanda bu güçlerin etkili ve hızlı biçimde, doğru sonuçlara ulaşmasını sağlar. Bugün ve gelecek açısından bakıldığında, devrim mücadelesi açısından hayati önem taşıyan 17'lerin kaybı, bizleri zaaflarımızdan daha köklü bir kopuşa yönelmeye ve devrim mücadelesini zaferle taçlandıracak olan yolu, her anlamda güçlendirmeye sevk etmektedir. 2005'ten bu yana dünyada ve ülkemizde yaşanan gelişmeler, önümüzdeki süreçte devrim ve karşıdevrim arasındaki çatışmaların daha da derinleşeceğini gösteriyor. 17'lerin kaybı bu zemin üzerinde değerlendirildiğinde, onların nicel bir kaybı değil, esasında nitel bir kaybı ifade ettiğini görüyoruz. Tarihte hiçbir sınıf hareketi örgütlemeye ve yönetmeye yetenekli kendi siyasal önderleri olmaksızın iktidara gelememiştir. Bu gerçeklik, devrim güçleri açısından alınan kaybın niteliğini; karşı devrim güçlerinin de kazandığı "başarıyı" ifade etmektedir. Yol üzerindeki her büküntü sonrasında yaraları sarıp yola devam etmek, yenilgileri değil yengileri mücadelemizde hâkim kılmak için, gerçekçi bilimsel sonuçlar üzerinden mevzilenmek, devrimci faaliyetin olmazsa olmazlarındadır.


17'lerin gençliğe bıraktığı tarihsel miras ve görevlerimiz

Emperyalist saldırganlığın dünyanın dört bir yanını kasıp kavurduğu, dünya halklarının geleceksizliğe, umutsuzluğa sürüklendiği günümüzde, gençlik de bu genel tablodan nasibini alıyor. Geleceğe dair bütün beklentileri elinden alınan, sadece sunulanı yaşamak zorunda bırakılan gençlik, ciddi sorunlarla karşı karşıyadır. Ekonomik, sosyal, kültürel, akademik birçok sorun yaşayan gençlik, çoğu zaman bu sorunlarla yüzleşecek cesareti gösteremiyor. Yaşanan sorunların çözülemeyeceği inancının hakim oluşu, gençliğin bütün enerjisini tüketip, o büyük gücü karşıdevrim açısından "zararsız" hale getirmeye hizmet ediyor. Böylesi bir "modelin" ortaya çıkarılışı bir anda olmadı şüphesiz. Özellikle 1980 sonrasında, devletin gençliği adım adım bu mecraya çektiğini görüyoruz. Karşı devrim, gençliğin devrim mücadelesinde taşıdığı önemin farkındadır. Bu farkındalık onları, bugün yaşadığımız "sonuçları" hazırlayacak nedenleri, yaşamımızın her alanında hâkim kılmaya yöneltti. Bundandır ki, gençliğin yaşadığı hiçbir sorun, karşıdevrimin varlığından bağımsız ele alınamaz.
17'ler; yaşam hakkımızın ellerimizden alındığı, geleceğimizin karartıldığı, ulusal eşitsizliklerin giderek derinleştiği, anadilde eğitimin yasaklandığı, gençliğin yok oluşa sürüklendiği coğrafyamızda, bu ve benzeri sorunları yaratan sistemi, alt etme mücadelesinde ölümsüzleştiler. Karşıdevrim, "bireysel kurtuluşu", bencilliği, duyarsızlığı telkin ederken, yaşamlarımız bu denli kuşatılmışken; 17'ler, karşıdevrimin her türlü oyununu boşa çıkararak, toplumsal kurtuluşun düşünü kurdular. Ve düşü gerçek kılmak için üniversitelerden, semtlerden, zindanlardan, ağır mesai saatlerinden, umutsuzluk ve karamsarlıktan süzülerek, çoraklaştırılmaya çalışılan topraklarımızda yeni bir dünyanın çağrısı, geleceğin tohumu oldular.
Sınıf mücadelesi, ezilenlerin nihai kurtuluşuna kadar nice 17'lere tanık olacak. 17'ler, karşıdevrime ancak örgütlü bir güçle karşı konulabileceğini bilence çıkarmış ve bu uğurda mücadele etmişlerdir. Çünkü proletaryanın, burjuvaziye karşı üstünlük sağlayabilmesi için, mevcut tüm "partilerden" farklı ve onlara karşıt, kendi bilincine varmış, kendine özgü bir sınıf partisi meydana getirmesi olmazsa olmazdır. Ancak bu sınıf partisi aracılığı ile, ezilen milyonlar bir araya gelip kendi iktidarlarını kurabilir. 17'ler, örgütlü hareket etmenin zorunluluğuna ve örgütlü mücadeleye katılma gerekliliğine işaret ederek, öne çıkma cüretini gösterdiler. Bu hareket tarzı, kendiliğindenciliğe göz yummayan, kitlelerden yalıtılmış çalışmalara karşı çıkan, yığınlarla örgütlü, amaca yönelik, uyumlu ve zamanında eylemi öğretir. Sınıf mücadelesi içinde öne çıkarılması gereken esas nokta, sınıfın teorik ve pratik mirasıdır. Bu gerçeklik, 17'leri, yükseldikleri zeminle birlikte ele alarak, onların uğruna düştükleri teorik ve pratik hattı kavramayı ve bu yolda ilerlemeyi gerektirir.
17'leri anmak, yaşamımıza sahip çıkmaktan geçiyor. Yaşamımıza sahip çıkmak ise, zorunlulukları bilince çıkararak adım adım özgürleşmeyi ve insanlığın nihai kurtuluşuna varmayı... Gençlik, geleceğin yaratıcısıdır. Yaşamı temelinden sarsarak yeniden var etmenin mücadelesinde, gençliğe önemli görevler düşmektedir. Tarihteki hiçbir alt üst oluş bu gerçeklikten bağımsız değildir. Gençliğin dinamizmi, atılganlığı ve gelişime açıklığı, karşıdevrimi alt etmede devrim güçlerinin en önemli dayanakları arasındadır. Karşıdevrimin, gençliği yozlaştırmak için başvurduğu bin bir çeşit yol, bu gerçeği en az bizler kadar bilince çıkardığını gösteriyor. 17'ler, devrim ve karşıdevrim arasındaki bu savaşımda gençliğe önemli bir miras bıraktı. O miras, özlemini çektiğimiz sınıfsız ve sömürüşüz topluma ulaşmanın, ülkemiz somutundaki engin teori ve pratiğiydi. Bizleri, yaşadığımız sorunların çözümüne ulaştıracak ve bu yürüyüş içerisinde eğitecek olan bu tarihsel mirası, 17'lerin bilinciyle sahiplenmek, kurtuluşa ulaşmanın yegane yoludur. 17'ler, gençliği yaşamda özne kılmanın, örgütlü mücadele içerisinde yaşamı ve kendisini yeniden yaratmanın adıdır. Onların yaşamı algılayışından ve bu algıya uygun olarak konumlanışlarından, gençliğin kendisine çıkaracağı onlarca tecrübe mevcuttur.
17'ler sonrası özellikle gençlik, bugünden yarına bir mücadele hattı çizerken önüne koyacağı programın önemli bir kısmının teorik yetkinleşme mücadelesi olduğunu unutmamalıdır. Bu; var olanın ezberi üzerinden yürüyen bir yetkinleşme değil elbette ki, bilimin süzgecinden geçmiş devrimci ilkeler etrafında şekillenmiş bir yetkinleşme mücadelesidir. Unutulmamalı ki bugün de tıpkı dün olduğu gibi, sınıf mücadelesinin ihtiyaç duyduğu şey, tek başına kaldığında dahi yönünü tayin edebilecek cürette ve bilinçte yetişmiş insan gücüdür. 17'lerin kaybıyla bize kalan mirası sahiplenmenin ve daha da ileri taşımanın yolu buralardan geçmektedir. Gerçekleri yaşama hâkim kılmak için bilimle silahlanmış mevzileri doldurmaya hazır olalım.


Özgür Düşün - Sayı 40


http://www.demokratikgenclikhareketi...gi-17-ler.html
_________________________________________________
''Zafere mahkum olanlar,bedel ödemekten çekinmezler.O bedeli niçin ödediklerinin bilincindedirler.Dolayısıyla ölümleri küçülterek yeneceklerdir.Geçmişte olduğu gibi bugün de öyle olacaktır."
Partizan. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Partizan. Adlı Kullanıcıya bu mesajı İçin Teşekkür Edenler:
Partizan Stare (17-03-2011)
Alt 13-06-2011, 19:36 PM   #4
Kullanıcı Profili
Partizan.
Emekçi Üye
 
Partizan. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Sosyalist ZeminPartizan.
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Oct 2010
Üye No: 43
Mesajlar: 820
Konular: 547
Teşekkür Grafikleri
Teşekkür: 699
424 Mesajına 830 Teşekkür Aldı
IM
Standart


17'LER ONURUMUZDUR
Devrim, kendiliğinden gerçekleşebilecek bir eylem değildir. Devrimcilik, gereği yerine getirilmeden sahip olunabilecek bir nitelik değildir. Bugün bu tanımlar, tüm zamanların en zorlu sınavlarını gerektirmekte; durduk yerde devrimcilik durduk yerde devrim yararı oluşmamaktadır. İşte bu koşullarda devrimci yaşamı inatçı bir istikrarla sürdüren 17 insanın katledilmesiyle ilgili konuşuyor ve yazıyoruz. Bu nedenle dil de kalem de özel bir sınavdan geçiyor. Kimsenin kolaya kaçma, öznelliğe bulanmış değerlendirmeler yapma keyfiyeti yoktur. Aslında bu süreçte eleştiriye de ihtiyaç yoktur. Bu süreci yaşayanlar, gerekiyorsa eğer en kapsamlı dersi zaten çıkarmışlardır. Bu nedenle bize, nerede ne yapılmaması gerektiğini anlatmak veya olayın yaşandığı döneme dair eksik ve zaaflar listesi çıkarmak değil; 17'leri anlatmak düşer. Bu tür bir tercih, aynı zamanda bir sahiplenmedir. Onlara yeterince saldırıldı, yeterince ateş edildi. Ama onlar yeterince anlatılmadı. Bugün hala ortalıkta birileri “hiçbir değer için ölmeğe değmez” diye dolaşıyorsa, yüzyıllardır paçavraya çevrilmiş düşünce ve tercihler tekrar yükselen değerler halinde piyasaya sürülüyor ve kabul görüyorsa; OKAN olabilmek, CEMAL olabilmek, yaşamı AYDIN HAMBAYATça karşılayabilmek; tüm devrimciler için sahiplenilmesi gereken bir değer olmalıdır.
Kimse bize siyaset farkını anımsatmaya kalkmasın; biz devrimciyiz ve bunun gereklerinin devrimciler arası nasıl bir dostluk ve yoldaşlık gerektirdiğinin bilincindeyiz. Artık devrimci pratik, “ben” tanımı üzerinde biçimlenmiş tercihleri reddediyor. Sol tanımının bulandığı, MHPye rahmet okuturcasına ırkçı-milliyetçi bir zemine kayan CHPnin hala kimilerince sol sayılabildiği, Mehmet Ağar'ın Nazım'dan şiir okuduğu koşullarda; devrimcilerin, solu da devrimciliği de en berrak renklerle yansıtma görevi vardır. İşte bu yansıtmada belki de 17'leri anlatarak işe başlamak gerekiyor. Üstelik bu işi yaparken “ dünya değişti siz de değişin ” telkinlerine kulak dahi asılmamalıdır.
Bugün devrimin önündeki en tehlikeli engellerden biri de 17'ler tarzında bir duruşun; bedel ödeme ve kararlılık ölçüsünün ihtiyaç olmaktan çıktığını telkin etmek; diğer bir ifadeyle, sistem içi arayışları ve sınıf uzlaşmasını devrimciliğin yerine koymaktır . Bu anlayış gerçekte yeni değildir. ama kabul görmesini sağlamak amacıyla yeniymiş gibi sunulmaktadır. Gerçekte ise sınıflı toplumlar boyunca her dönem direnenler olduğu gibi teslimiyeti seçenler de olmuş; bedel ödemek yerine kendisine dayatılan onursuzluğa rıza göstererek yaşamayı tercih edenlere de rastlanmıştır. Dikkatle bakıldığında ihanetin renginin de, insanca yaşam kavgasında ortaya konan pratiklerin de bir devamlılık taşıdığı görülür. Yani her dönemin Bernştaynları, Kautskyleri, Troçkileri olmuş; ama, Lenin'i, Stalin'i, Mao'su da olmuştur. Ülkemiz devrimci topraklarında Mahirlerin, İbrahimlerin boyvermesi bu gerçeğin Türkiye izdüşümüdür. Karamsarlığa kapılacak, gelişmelerden reformizm damıtmayı gerektirecek bir durum yoktur.
Devrimciler her dönem katledilmiştir. “her ölüm erken ölümdür” derler. Doğrudur; ama, dolu yaşamak veya boş yaşamak vardır. Toprağa karışıp gitmek veya tohum olmak vardır. Devrimcilerin ölümü dahi bir işlev görüyor; değiştirici dönüştürücü etki bırakıyor ve giderek büyüyen bir mirasa dönüşüyorsa; bu ne denli ölüm sayılabilir ki?
17'lerin henüz çok şey yaşamadan göçüp gittiğini düşünenler varsa onlar da yanılıyor. Çok şey yaşamak; gerçekte uzun yaşamak değil, yaşanan süreye çok şey sığdırmaktır. Tutsaklık koşullarında dahi üretkenliğinin kapasitesini geliştiren, sevgisini ertelemeyen, aile bağı ile parti bağını dengeleyen, dostlara dostluk düşmana düşmanlık için vakit ayıran, bilimi de sanatı da ilgi alanına sokan, yemeğe de, ağız dolusu gülmeye de önem veren, ama gerektiğinde ölümüne açlığa yatan OKAN ÜNSAL'a kim az yaşadı diyebilir ki? Ölüm Orucu'na dans ederek giren BERNA ÜNSAL, bunca bedelden sonra ve sağlık sorunlarına rağmen dağa gitmeyi tercih etmişse; onu eleştirmek veya yaşadıklarını hafife almak; olsa olsa, bu yaklaşım sahiplerini küçültür.
Bir gözünü kaybetmiş halde ve bedeninde şarapnel parçalarıyla hapishaneye gelen CEMAL ÇAKMAK, götürüldüğü her hapishanede sağlığının bir parçasına kastedildiği halde sadece moralinden ve devrimciliğinden değil vericiliğinden de bir şey kaybetmemişse; örneğin koğuşta yatakların yetersiz kaldığı durumlarda yatağını başkasına verip bir gerilla gibi sırt çantasına yaslanarak uyumayı önermişse; yürüme güçlüğü çekerken dahi devrimci görev gereği dağa çıkmaktan kaçınmamışsa; eleştiriyi değil, alnından öpülmeyi hakkediyor demektir.
Uzun süreli tutsaklıklar, devrimcileşme sürecini tamamlamamış veya devrimle bağı gevşek olan insanlarda, tutsaklık sonrasında bir yılgınlığa veya devrimcilik tercihinden uzaklaşmaya sebep olur. ÖKKEŞ KARAOĞLU'nun tutsaklık sonrasındaki devrimcilik tercihi tutsaklığı da ölümü de göze aldığının göstergesidir. Aynı durum 17'lerin bütünü için geçerlidir. Değer erozyonunun, hiçliğin, köşedönmeciliğin kamçılandığı, dünya ölçeğinde solun bir güç ve güven sorunu yaşadığı, devrimcilere yönelik saldırıların doz ve çeşidinin arttırıldığı koşullarda; 17'ler tarafından, devrimci görev gereği göze alınan risk ve sonuçta ödenen bedel, umut vericidir. Bu bağlamda yaşanan kayıp, aynı zamanda bir kazanımı da bağrında taşıyor. Bu kazanım devrimciliğin hanesine yazılmıştır. Bu nedenle, bir yanımızla OKAN, CEMAL, CAFER olabilmek; hem onları yaşatmak için, hem de aynı havuzda birikimi zorunlu kılan devrime karşı sorumluk için bir gerekliliktir.
17'lerden öğrenmek, yaşadıklarından ders çıkarmak; Mercan Vadisi'nde yaşanan olaya dair komplo teorileri üretmeyi değil, o buluşmanın bağrında taşıdığı yoldaşça güveni, devrimci özü ve feda ruhunu öne çıkarmayı gerektiriyor. Devrim şehitlerini de devrimi de sahiplenmek bunu gerektiriyor.
_________________________________________________
''Zafere mahkum olanlar,bedel ödemekten çekinmezler.O bedeli niçin ödediklerinin bilincindedirler.Dolayısıyla ölümleri küçülterek yeneceklerdir.Geçmişte olduğu gibi bugün de öyle olacaktır."
Partizan. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Partizan. Adlı Kullanıcıya bu mesajı İçin Teşekkür Edenler:2 Kişi
Jiyanî (13-06-2011), Umut Tunc (13-06-2011)
Yeni Konu aç  Cevapla

Paylaş

Etiketler
17ler, mercan, ölümsüzdür, şehitleri


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
7-27 ocak şehitleri ölümsüzdür Umut Tunc Video-Belgesel 2 14-12-2013 16:16 PM
1 Mayıs şehitleri Taksim'de *Soresvan* Sosyalist Basın 0 26-04-2012 18:38 PM
Cüneyt Kahraman(Savaş) / Tekke köyü şehitleri ölümsüzdür! T.Partizan Devrim Şehitleri 1 18-03-2012 05:36 AM
KGÖ milisleri şehitleri andı Petersburg Diğerleri 0 29-11-2010 10:54 AM




Powered by vBulletin® Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd.
SOSYALİSTZEMİN.COM Forum Kategori Arşiv Görünümü
1, 2, 4, 3, 5, 6, 7, 65, 62, 64, 47, 63, 59, 16, 38, 39, 40, 19, 20, 21, 61, 23, 24, 25, 26, 41, 28, 29, 31, 32, 33, 35, 73, 36, 37, 66, 42, 43, 45, 46, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 60, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 75, 76, 77, 79, 88, 83, 80, 81, 82, 84, 85, 86, 87, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 134, 118, 120, 119, 121, 122, 130, 124, 125, 129, 131, 132, 133, 135, 136, 137, 138, 145, 141, 144, 143, 146, 147, 148, 149, 150, 151,